Araba İç Aydınlatmasında Karşılaşılan Sıkıntılar ve Nasıl Halledilir?
05.06.2023

Araba

Araba İç Aydınlatmasında Karşılaşılan Sıkıntılar ve Nasıl Halledilir?

Araba İç Aydınlatmasındaki Sıkıntıları Çözme Yolları: Pratik İpuçları ve Öneriler! #AraçİçAydınlatması #SıkıntılarıÇözme #İpuçları #PratikÖneriler

Araba İç Aydınlatmasının Önemi ve Etkileri

Araba İç Aydınlatmasının Önemi ve Etkileri Araba iç aydınlatması, sadece gece yolculuklarında yolun daha iyi görülmesini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda aracın iç atmosferini ve kullanıcı deneyimini de önemli ölçüde etkiler. Doğru aydınlatma, sürüş konforunu artırırken, görsel olarak daha çekici bir iç mekan sunar. Araç iç aydınlatmasının birkaç önemli etkisi vardır. İlk olarak, güvenli sürüş için kritik bir faktördür. İyi aydınlatılmış bir iç mekan, sürücünün ön paneli, göstergeleri ve kontrol düğmelerini daha rahatlıkla görebilmesini sağlar. Bu da sürücünün odaklanmasını ve tepki verme süresini artırır. Ayrıca, iç aydınlatma, sürüş deneyimini daha keyifli hale getirir. Uygun ışık seviyesi ve renk tonuyla donatılan bir araç içi, yolculara rahatlık ve huzur sağlar. Işık, iç mekanın genel atmosferini belirler ve yolculuğun bir parçası olarak algılanır. Örneğin, yumuşak bir ambiyans ışığı, rahatlatıcı bir ortam yaratırken, daha parlak bir ışık sürüş sırasında odaklanmayı kolaylaştırır. Bununla birlikte, araba iç aydınlatmasının yanlış kullanımı veya eksikliği bazı sorunlara neden olabilir. Örneğin, aşırı parlak bir iç aydınlatma gözleri rahatsız edebilir ve sürücünün görüşünü etkileyebilir. Tersine, çok az aydınlatma da yolculuk sırasında güvenlik riski oluşturabilir. Araba iç aydınlatmasının önemli bir bileşeni de renk seçimidir. Renk tonu, yolculuk sırasında kullanıcının ruh hali ve atmosfer üzerinde büyük etkiye sahiptir. Sıcak renk tonları rahatlama ve sakinlik hissi uyandırırken, soğuk renk tonları daha canlı ve enerjik bir ortam sağlar. Renk seçimi, kullanıcıların sürüş deneyimini kişiselleştirmelerine olanak tanır. Sonuç olarak, araba iç aydınlatması sadece görüşü iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda sürüş deneyimini de geliştirir. Uygun aydınlatma düzenlemeleri ve renk seçimleri, sürücülerin ve yolcuların konforunu artırırken, güvenli bir sürüş sağlar.

Aydınlatma Sistemlerinde Karşılaşılan Yetersizlikler

Aydınlatma Sistemlerinde Karşılaşılan Yetersizlikler Aydınlatma sistemleri, araç içinde gerekli görünürlüğü sağlamak ve yolculara konforlu bir atmosfer sunmak için önemli bir rol oynar. Ancak, bazen bu sistemlerde karşılaşılan bazı yetersizlikler, kullanıcı deneyimini olumsuz etkileyebilir. Birincil yetersizliklerden biri, ışık seviyesinin yetersiz olmasıdır. Zayıf aydınlatma, sürücünün ön paneli, göstergeler ve kontrol düğmeleri gibi önemli noktaları doğru şekilde görmesini zorlaştırır. Bu durum, sürücünün reaksiyon süresini uzatabilir ve güvenli sürüşü etkileyebilir. Ayrıca, yolcuların araç içindeki faaliyetlerini gerçekleştirirken de rahatsızlık yaşamalarına neden olabilir. Bir diğer yaygın sorun, ışık dağılımının düzensiz olmasıdır. Eşit olmayan veya yanlış yönlendirilmiş ışık, gölgelerin oluşmasına ve görüş alanını kısıtlamasına yol açabilir. Özellikle gece sürüşlerinde, düzgün bir ışık dağılımı önemlidir çünkü gölgeler, sürüşün güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Araç içindeki aydınlatma sistemlerinde sıkça rastlanan bir başka yetersizlik de renk tutarlılığının eksikliğidir. Farklı lamba tipleri veya renk sıcaklıklarındaki değişiklikler, iç mekanda homojen bir aydınlatma sağlamayabilir. Bu durum, yolcuların görsel algısını etkileyebilir ve iç mekanın dengesiz veya rahatsız edici görünmesine neden olabilir. Aydınlatma sistemlerinde karşılaşılan bir diğer sorun da enerji verimliliğidir. Geleneksel halojen lambalar veya floresan lambalar gibi enerji tüketimi yüksek aydınlatma seçenekleri, araçların pil ömrünü etkileyebilir ve yakıt tüketimini artırabilir. Bu nedenle, enerji verimli LED aydınlatma sistemlerine geçiş yapmak, hem çevresel hem de mali açıdan avantaj sağlayabilir. Sonuç olarak, aydınlatma sistemlerinde karşılaşılan yetersizlikler, sürücülerin ve yolcuların konforunu ve güvenliğini etkileyebilir.

Işığın Renk Tonu ve Atmosfer Üzerindeki Etkisi

Işığın Renk Tonu ve Atmosfer Üzerindeki Etkisi Işık, bir ortamın atmosferini ve hissiyatını önemli ölçüde etkileyen bir faktördür. Renk tonu, kullanılan ışığın rengini ve sıcaklığını belirler ve bir mekanda yaratılan atmosferi şekillendirir. Işık renkleri, insanların duygusal durumlarını ve algılarını etkileyebilir. Renk tonunun atmosfer üzerindeki etkisi, farklı renk sıcaklıkları aracılığıyla gerçekleşir. Sıcak renk tonları (örneğin, turuncu veya sarı) rahatlama, sıcaklık ve samimiyet hissi uyandırır. Bu renk tonları, iç mekanlarda sıcak bir atmosfer yaratırken, insanların rahatlamasına ve huzur bulmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle, araç içinde kullanılan sıcak renk tonları, yolcuların daha keyifli bir sürüş deneyimi yaşamasını sağlayabilir. Öte yandan, soğuk renk tonları (örneğin, mavi veya beyaz) daha canlı, enerjik ve odaklanmayı teşvik edici bir etki yaratır. Bu renk tonları, sürüş sırasında dikkatinizi sürdürmenize ve uyum sağlamanıza yardımcı olabilir. Ayrıca, soğuk renk tonları genellikle modern ve şık bir hissiyatı beraberinde getirir, bu da araç içindeki estetik deneyimi artırabilir. Renk tonunun yanı sıra, ışık yoğunluğu da atmosfer üzerinde etkili olabilir. Yumuşak, hafif bir ışık yoğunluğu, rahatlama ve romantik bir atmosfer yaratırken, daha yoğun bir ışık yoğunluğu daha canlı ve enerjik bir atmosfer sağlayabilir. Bu nedenle, aydınlatma düzeyi ve yoğunluğu, araç içindeki atmosferi istenilen şekilde şekillendirmek için dikkatlice ayarlanmalıdır. Işığın renk tonu ve atmosfer üzerindeki etkisi, iç mekan tasarımında ve sürüş deneyiminin geliştirilmesinde büyük bir rol oynar. Doğru renk tonları ve ışık düzeyleri, yolcuların konforunu artırırken, sürücülerin odaklanma ve dikkatini sürdürmesine yardımcı olur. Işığın atmosfer üzerindeki etkilerini dikkate almak, araç içindeki kullanıcı deneyimini daha keyifli ve etkileyici hale getirebilir.

Aydınlatma Sistemlerindeki Teknik Arızalar ve Çözümleri

Aydınlatma Sistemlerindeki Teknik Arızalar ve Çözümleri Araçlarda kullanılan aydınlatma sistemleri, güvenli sürüşü sağlamak ve görünürlüğü artırmak için kritik bir role sahiptir. Ancak, zaman zaman aydınlatma sistemlerinde teknik arızalar meydana gelebilir. Bu arızaların hızlı bir şekilde tanınması ve çözülmesi önemlidir. Bir araçta aydınlatma sistemiyle ilgili en yaygın arızalardan biri ampul arızasıdır. Ampullerin yanması veya kopması durumunda, ilgili lambalar çalışmaz ve görünürlükte azalma olabilir. Ampulün değiştirilmesi genellikle bu tür bir arızanın çözümüdür. Ampulün doğru model ve uyumlu bir şekilde değiştirilmesi, sorunu gidermek için önemlidir. Bir diğer sık karşılaşılan sorun, sigorta arızasıdır. Aydınlatma sistemi sigortaları, aşırı akım durumlarında yanabilir. Bu durumda, ilgili sigorta değiştirilmelidir. Ancak, sürekli sigorta yanması durumunda, altında yatan daha ciddi bir elektrik sorunu olabilir ve bir uzmana başvurulması gerekebilir. Aydınlatma sistemindeki bir başka yaygın arıza, kablo kesintisidir. Kablo kesintileri, lambaların çalışmamasına veya düzensiz yanmasına neden olabilir. Kablo kesintileri genellikle esnek bağlantı noktalarında veya kablo tesisatında meydana gelir. Arıza noktasının belirlenmesi ve kabloların tamir edilmesi gerekebilir. Araç iç aydınlatmasında karşılaşılan bir diğer sorun, düğme veya anahtar arızasıdır. Düğmeler veya anahtarlar, zamanla aşınabilir veya bozulabilir. Bu durumda, ilgili düğme veya anahtarın değiştirilmesi gerekir. Yeni bir düğme veya anahtar takmak genellikle bu tür bir arızayı çözer. Sonuç olarak, araç aydınlatma sistemlerindeki teknik arızalar zaman zaman meydana gelebilir ve sürüş güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Ampul arızaları, sigorta sorunları, kablo kesintileri ve düğme arızaları, yaygın karşılaşılan sorunlar arasındadır. Bu arızaların doğru bir şekilde teşhis edilmesi ve hızlı bir şekilde çözülmesi önemlidir. Eğer kullanıcı tarafından çözülemeyen bir arıza varsa, bir uzmana başvurmak en doğru adım olacaktır.

LED Aydınlatma: Avantajları ve Dezavantajları

LED Aydınlatma: Avantajları ve Dezavantajları LED (Light Emitting Diode) aydınlatma, son yıllarda giderek popüler hale gelen bir teknolojidir. LED'ler, çeşitli aydınlatma ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılan enerji verimli ve uzun ömürlü bir seçenektir. İşte LED aydınlatmanın avantajları ve dezavantajları: Avantajları: Enerji Verimliliği: LED'ler, geleneksel aydınlatma seçeneklerine kıyasla daha az enerji tüketir. Daha yüksek bir ışık verimliliği sunarlar ve elektrik faturalarını düşürmeye yardımcı olurlar. Uzun Ömür: LED'lerin ömrü diğer aydınlatma seçeneklerine göre daha uzundur. Genellikle 50.000 saate kadar çalışabilirler. Bu da daha az ampul değişimi gerektirir ve bakım maliyetlerini azaltır. Çevre Dostu: LED'ler, düşük enerji tüketimi ve daha az atık üretimi nedeniyle çevre dostu bir seçenektir. Ayrıca, cıva gibi zararlı maddeler içermezler ve geri dönüştürülebilirler. Hızlı Açılma: LED'ler, anında tam parlaklığa ulaşabilen hızlı açılma özelliğine sahiptir. Diğer aydınlatma seçenekleri gibi ısınma süresine ihtiyaç duymazlar. Dezavantajları: Başlangıç Maliyeti: LED aydınlatma başlangıçta diğer seçeneklere göre daha yüksek bir maliyete sahip olabilir. Ancak, uzun ömürleri ve enerji tasarrufu sayesinde zamanla maliyetleri dengeleyebilirler. Renk Seçenekleri: LED'lerin renk seçenekleri bazı kullanıcılar için sınırlı olabilir. Özellikle sıcak beyaz veya doğal beyaz renklere odaklanan kullanıcılar için istenilen renk tonunu elde etmek zor olabilir. Sıcaklık Hassasiyeti: LED'ler, yüksek sıcaklıkta çalışma performansını etkileyebilir. Yüksek sıcaklık, LED'lerin ömrünü kısaltabilir veya verimliliklerini azaltabilir. Aydınlatma Yayılımı: Bazı LED modelleri, ışığın yayılma ve dağılımı konusunda diğer seçeneklere göre daha zorluklar yaşayabilir. Bunu düzgün bir şekilde yönetmek için doğru tasarım ve lensler kullanılması önemlidir.

Işığın Yönlendirilmesi ve Gölgelenme Sorunları

Işığın Yönlendirilmesi ve Gölgelenme Sorunları Işığın doğru bir şekilde yönlendirilmesi, aydınlatma tasarımlarında önemli bir faktördür. Ancak, bazen ışığın yönlendirilmesi ve gölgelenme sorunlarıyla karşılaşabiliriz. Bu sorunlar, istenmeyen gölgelerin oluşmasına veya yetersiz aydınlatmanın sağlanmasına neden olabilir. İşte bu sorunlarla ilgili bazı önemli noktalar: Yeterli Aydınlatma Planlaması: Işıklandırma tasarımında doğru planlama yapmak önemlidir. Aydınlatmanın hedeflenen alanları tam olarak aydınlatması gerekmektedir. Yeterli ışık kaynakları ve doğru konumlandırmalar kullanarak gölgelenme sorunlarını minimize etmek mümkündür. Işığın Yönü: Işığın doğru yönlendirilmesi, gölgelerin oluşmasını engeller. Aydınlatma armatürlerinin yönü ve eğimi, istenen ışık dağılımını sağlamak için dikkatlice ayarlanmalıdır. Işığın düzgün bir şekilde yayılması, gölgelenme sorunlarının azaltılmasına yardımcı olur. Yansıtıcı Yüzeyler: Yansıtıcı yüzeylerin kullanımı, ışığın yönlendirilmesinde etkilidir. Işık yansıtıcı malzemeler kullanılarak ışığın yönü kontrol edilebilir ve istenilen alana yönlendirilebilir. Bu sayede gölgelenme sorunları en aza indirgenebilir. Aydınlatma Armatürleri Seçimi: Aydınlatma armatürlerinin doğru seçimi, ışığın yönlendirilmesinde önemli bir rol oynar. Aydınlatma armatürleri, farklı açılarda ışık yayma özelliklerine sahip olabilir. Gölgelenme sorunlarını azaltmak için uygun armatürlerin seçilmesi gerekmektedir. Difüzörler ve Lensler: Difüzörler ve lensler, ışığın yayılmasını kontrol etmek için kullanılan önemli araçlardır. Doğru difüzör veya lens kullanımı, istenmeyen gölgelerin azaltılmasına yardımcı olabilir ve daha homojen bir ışık dağılımı sağlayabilir. Sonuç olarak, ışığın yönlendirilmesi ve gölgelenme sorunları, aydınlatma tasarımlarında dikkat edilmesi gereken önemli konulardır.

Enerji Verimliliği: Aydınlatmada Tasarruf İpuçları

Enerji Verimliliği: Aydınlatmada Tasarruf İpuçları Enerji verimliliği, günümüzde giderek önem kazanan bir konudur ve aydınlatma sistemleri de bu alanda büyük bir potansiyele sahiptir. Aydınlatmada tasarruf etmek, hem enerji faturalarını düşürmeye yardımcı olur hem de çevresel etkileri azaltır. İşte enerji verimliliği sağlamak için aydınlatmada kullanılabilecek bazı tasarruf ipuçları: LED Aydınlatma Kullanımı: LED'ler, diğer aydınlatma seçeneklerine kıyasla daha enerji verimli bir seçenektir. Geleneksel ampullere göre daha az enerji tüketirler ve daha uzun ömürlüdürler. LED lambalar kullanarak enerji tasarrufu sağlamak mümkündür. Otomatik Işık Sensörleri: Otomatik ışık sensörleri, mekanlarda hareket algıladığında ışıkların otomatik olarak açılıp kapanmasını sağlar. Bu sayede enerji tasarrufu sağlanır, çünkü ışıklar sadece gerektiğinde çalışır. Doğal Işık Kullanımı: Gündüz saatlerinde doğal ışıktan yararlanmak, enerji tasarrufunun basit bir yoludur. Pencerelerin perdelerini açarak doğal ışığı içeriye alabilir ve yapay aydınlatmayı azaltabilirsiniz. Aydınlatma Kontrol Sistemleri: Akıllı aydınlatma kontrol sistemleri kullanarak enerji tüketimini optimize etmek mümkündür. Zamanlayıcılar, dimmerler ve uzaktan kumandalar gibi özelliklerle ışık seviyelerini ayarlayabilir ve enerji tasarrufu sağlayabilirsiniz. Düşük Enerjili Ampuller: Kompakt florasan lambalar (CFL) ve akkor lambalar gibi düşük enerjili ampuller, enerji tasarrufu sağlamak için kullanılabilir. Bu ampuller, geleneksel ampullere göre daha az enerji tüketirler ve daha uzun süre dayanırlar. Aydınlatma Dizaynı: Aydınlatma düzenlemeleri yaparken odaklanılan alanları belirleyin ve sadece ihtiyaç duyulan bölgeleri aydınlatın. Böylece gereksiz enerji tüketimini önleyebilirsiniz. Sonuç olarak, enerji verimliliği sağlamak için aydınlatmada tasarruf etmek önemlidir.

Renk Seçimi ve Atmosfer Yaratma

Renk Seçimi ve Atmosfer Yaratma Renkler, bir mekanda atmosferin oluşmasında önemli bir rol oynar. Doğru renk seçimi, bir ortamın hissiyatını belirleyebilir ve istenilen atmosferin yaratılmasına yardımcı olabilir. İşte renk seçimiyle atmosfer yaratma konusunda bazı önemli noktalar: Sıcak ve Soğuk Renkler: Renkler genellikle sıcak ve soğuk olarak iki kategoriye ayrılır. Sıcak renkler (örneğin kırmızı, turuncu, sarı) enerji ve hareket hissiyatı yaratırken, soğuk renkler (örneğin mavi, yeşil, mor) daha sakin ve huzurlu bir atmosfer oluşturabilir. Mekanın amacına ve istenen hissiyata bağlı olarak doğru renk seçimi yapılmalıdır. Renk Psikolojisi: Renklerin insanlar üzerinde psikolojik etkileri vardır. Örneğin, mavi ve yeşil renkler sakinlik ve huzur hissi yaratırken, kırmızı ve turuncu renkler enerji ve hareketlilik hissi uyandırabilir. İstenilen atmosferi oluşturmak için renk psikolojisini anlamak ve doğru renkleri seçmek önemlidir. Kontrast ve Uyum: Renkler arasındaki kontrast ve uyum, atmosferin oluşmasında etkilidir. Yüksek kontrastlı renkler canlılık ve drama sağlarken, uyumlu renkler daha dengeli ve huzurlu bir hissiyat yaratabilir. Renklerin birbiriyle uyumlu olmasına ve ortamın amacına uygun bir kontrast seviyesine dikkat edilmelidir. Işık ve Gölgeler: Işıklandırma, renklerin algılanmasında önemli bir faktördür. Doğru aydınlatma teknikleri kullanarak renklerin gerçek tonlarını ve derinliklerini ortaya çıkarabilirsiniz. Işığın yoğunluğu, yönü ve renk sıcaklığı, atmosferin oluşmasında etkilidir. Mekanın Amacı ve Kullanımı: Renk seçimi, mekanın amacına ve kullanımına bağlı olarak yapılmalıdır. Örneğin, enerjik ve canlı bir atmosfer istenen bir restoran için sıcak renkler tercih edilebilirken, rahatlatıcı bir spa alanı için daha pastel tonlara yönelmek daha uygun olabilir. Sonuç olarak, renk seçimi atmosferin oluşmasında önemli bir rol oynar.

Aydınlatma Sistemlerinde Kullanılan Farklı Ampul Tipleri

Aydınlatma Sistemlerinde Kullanılan Farklı Ampul Tipleri Aydınlatma sistemlerinde kullanılan farklı ampul tipleri, çeşitli aydınlatma ihtiyaçlarına ve tercihlere uyum sağlamak için tasarlanmıştır. Her ampul tipi farklı özelliklere sahip olabilir ve farklı avantajlar sunabilir. İşte aydınlatma sistemlerinde sıklıkla kullanılan bazı farklı ampul tipleri: Akkor Ampuller: Akkor ampuller, en yaygın kullanılan geleneksel ampul tiplerindendir. Tungsten filamentlerle çalışan bu ampuller, ısı üreterek ışık yayılarak çalışır. Duyarlı oldukları için darbelere karşı dayanıklılıkları düşüktür. Isı üretmeleri ve enerji verimliliği düşük olmaları nedeniyle zamanla yerini daha verimli ampul tiplerine bırakmaktadırlar. Halojen Ampuller: Halojen ampuller, akkor ampullere benzer bir prensiple çalışır, ancak içerisinde halojen gazı bulunur. Bu gaz, ampulün ömrünü uzatır ve daha yüksek bir ışık verimliliği sağlar. Ayrıca, daha doğal bir renk sıcaklığına sahiptirler. Halojen ampuller, spot ışıklar ve dekoratif aydınlatmalar için yaygın olarak kullanılır. LED Ampuller: LED (Light Emitting Diode) ampuller, son yıllarda popülerlik kazanan ve enerji verimliliği yüksek olan bir seçenektir. LED'ler, yarı iletken malzemelerin elektrik enerjisini doğrudan ışığa dönüştürdüğü bir teknoloji kullanır. Daha az enerji tüketirler ve daha uzun ömürlüdürler. Ayrıca, farklı renk seçenekleri sunarak aydınlatmada esneklik sağlarlar. CFL Ampuller: Kompakt florasan lambalar (CFL), geleneksel florasan lambaların daha küçük boyutlu versiyonlarıdır. Daha fazla enerji verimliliği sağlarlar ve daha uzun ömürlüdürler. CFL ampuller, genellikle ev ve ofis aydınlatmalarında kullanılır. Halojen-Hg Ampuller: Halojen-Hg (cıva) ampuller, halojen ve cıva buharlarının birleşiminden oluşan özel bir ampul tipidir. Yüksek bir renk sıcaklığı ve uzun bir ömre sahiptirler. Bu ampuller, özellikle dış mekan aydınlatmaları ve spor sahalarında kullanılan yüksek yoğunluklu aydınlatmalar için uygundur.

Aydınlatma Sistemlerinde Uygun Montaj ve Yerleştirme Teknikleri

Aydınlatma Sistemlerinde Uygun Montaj ve Yerleştirme Teknikleri Aydınlatma sistemlerinin uygun bir şekilde monte edilmesi ve doğru yerleştirilmesi, optimal aydınlatma performansı ve görsel estetik sağlamak için önemlidir. İşte aydınlatma sistemlerinde uygun montaj ve yerleştirme teknikleri: Mekanın İhtiyaçlarına Göre Planlama: Aydınlatma montajı ve yerleştirme sürecine başlamadan önce, mekanın kullanım amacı ve aydınlatma ihtiyaçları dikkate alınmalıdır. Hangi alanların aydınlatılması gerektiği, hangi bölgelerin odak noktası olacağı belirlenmelidir. Yeterli Işık Noktaları Oluşturma: Aydınlatma sistemlerinin etkili olabilmesi için yeterli sayıda ışık noktası oluşturulması önemlidir. Işığın homojen bir şekilde yayılması için doğru aralıklarla ışık kaynakları yerleştirilmelidir. Bu, gölgelerin azaltılmasına ve mekanın tüm alanlarının eşit şekilde aydınlatılmasına yardımcı olur. Işık Yönlendirmesi ve Odaklanması: Aydınlatma sistemlerinde ışığın doğru yönlendirilmesi, istenilen görsel etkilerin elde edilmesinde önemlidir. Aydınlatma armatürlerinin doğru açılarda monte edilmesi, odaklandıkları alanlarda vurgu yapılmasını sağlar. Örneğin, spot ışıklarla belirli bir nesne veya tablonun üzerine odaklanabilirsiniz. Aydınlatma Sistemlerinin Yükseklikleri: Aydınlatma armatürlerinin monte edileceği yükseklikler, etkili aydınlatma performansı için dikkate alınmalıdır. Mekanın özelliklerine ve kullanım amacına bağlı olarak, armatürlerin tavandan ne kadar aşağıda veya duvardan ne kadar uzakta olacağı belirlenmelidir. Gölge Oluşumunu Minimize Etme: Aydınlatma armatürlerinin montajı ve yerleştirilmesi sırasında gölge oluşumunu minimize etmek önemlidir. Gölge, istenmeyen bir görüntü ve aydınlatma kalitesinin düşmesine neden olabilir. Gölge oluşumunu önlemek için armatürlerin doğru konumlandırılması ve aydınlatma sisteminin dikkatli bir şekilde tasarlanması gerekmektedir.